Home    Site Haritası    Arşiv    Tarihlere göre Arşiv    Dekorasyon    Püf Noktalar   Sizden Gelenler    e-mail us    Linkler

Bu yaz Kırgızistan'a gittik ve Son-Köl'de çobanların boz üy (çadır)'ünde 3 gün kaldık.  Son-Köl 3000m yükseklikte dağların arasında daha doğrusu dağın tepesinde yer alan göl. Her yaz çobanlar Son-Kölün etrafına çadır kuruyorlar ve nerdeyse kış gelene kadar orda kalıyorlar. Hava gündüzleri güzel olmasına rağmen geceleri aşırı soğuk. Güneş ve rüzgar çok sert. 3 gün içinde güneş kremi sürmemize, şapkasız dolaşmamamıza rağmen kapkara olduk ve dudaklarımız, ellerimiz çatladı. Yalnız doğa çok güzel. Medeniyetten az da olsa uzak kalmak, çobanların hayatını kısa da olsa yaşamak harikaydı. Bol bol Kımız içtik, kaymak, sarı mai (sütten arındırılmış tereyağ) yedik geldik.

 

Yanlarında kaldığımız çoban ailesi. Bize kırgız çadırını verdiler kendileri de yandaki çadırda kaldılar.

Çok misafirperverlerdi. Kendilerinin ve çocuklarının resimlerini çektik ve yollama sözü vermiştik. Yalnız geri döndüğümüzde adreslerini hiç bir yerde bulamadık. Çok utanç verici bir durumdu. Hele onların resimlerini bekliyor olmasını düşünmek... Biz de artık seneye aynı yere giderek resimlerini ulaştırmaya karar verdik.

Aile, yazın dağda kışın ise köyde yaşıyormuş. 1 Eylül'de okullar açıldığı için çocuklarını geri köye dede ve ninelerinin yanına yolluyorlarmış, kendileri de soğuklar düşene kadar dağda kalıyorlarmış. Evsahibesiyle geceleri yemek yerken sohbet ederdik. Liseyi bitirir bitirmez evlenmiş ve üniversiteye gidememiş. Pişmanlık sesinden belli oluyordu. Ama çocuklarının okuması için her şeyi yapan bir anneydi. En büyük oğlu öğretmen, ondan sonraki oğlu ise tercüman olmak istiyormuş. Her iki oğlu da derslerinde çok başarılıymış.. Öyle bir gururla anlatırdı ki hayran olmamak elde değildi.     

Gideceğimiz gün evsahibesi bize et kavurması yaptı... Sarı may'ı kazana attı ve eridikten sonra etleri koydu ve kızarttı. Ardından soğan, havuç, pul biber ve karabiberi ekledi ve kazanın kapağını kapatarak hazır olana kadar pişirdi.

 Kırgız ve kazak yemek kültürlerinde et sunumu bir merasimdir. Misafir onemine gore ve yakinligina gore hayvanin bir parcasi verilir ve böyle büyük tabaklarla masaya konur.

Herkese kendi parcası (ustukan) dagitilir. Et fazla yenmez o tabakta durur (yemekten sonra herkes kendi ustukanini evine goturur). Etle birlikte et suyu yani 'sorpo' (haslanmis et suyu. sadece tuz katilarak yapilir) gelir. Sorpo herkese yetecek kadar ayri tencereye alinir ve kalan sorpoyo da kesme (uzun,ince kesilmis makarna,cin noodleslarina benzer) atilir. Bir yandan et ufak kare seklinde dogranir. Buyuk tabaklara once kesme konur, ustune et ve karistirilir hafifce. Sos niyetine de sorpo dokulur ve ortaya sunulur. Bu da Besh barmak'tir. Etten sonraki en onemli yemek.

Boom Kanyonları/Kırgızistan